2006 senesinin ankarasinda, ankarasinin beytepesinde, beytepesinin jandarma egitim komutanliginda cephanelik nobetindeyiz.
hava bok gibi soguk, aylardan aralik falan, gotumuz donuyor, kar falan var ortalikta. cephanelik nobeti dedigim icinde siktiriboktan muhimmatin bulundugu bir cephaneligin onunde cami olmayan derme catma kulubede, bir ahsap palet ustunde donmaktan ibaret bir askerlik mecburiyeti. avucumuzun icinde sigaramiz da olmasa, ellerimiz, boynumuza asili g3'e yapisacak.
pardon, "siz?" diyorsunuz tabii. evet, biz. ben ve sedat. badim. kayserili. kartonpiyer ustasiymis. oyle diyor sedat.
sedat can cocuk. "bir turku patlat cavus" diyor. turku bilmem sedat, diyorum. olsun baska birsey soyle o zaman diyor. gokyuzune bakiyorum. havanin soguklugundan midir nedir, kristal gibi berrak gokyuzu, ankara'da saat daha sabaha karsi 3'u yalarken. yildizlar cakiyor gokyuzunde, odtu'nun, bilkent'in ve hacettepe'nin isiklarindan firsat bulabildiklerinde.
ne soyleyim sedat diyorum. ya, soyle iste diyor. aklima pinhani'nin inandigin masallar albumu geliyor. yildizlar diye bir sarki vardir albumde. inandigin masallar'da..
ilk aldigim gun geliyor albumu. nasil keyifle evde dinledigim. her notasinda, sozlerin her kelimesinde selin'e nasil ilani ask ettigim kendi kendime.
selin hala o donemki sevgilim. kendisi beni askere, patronuyla aldatarak ugurladi sagolsun. uzuntu ve nefreti kin yapmisim bile. insan kolay kinleniyor askerde; kendini dinledikce. insani kendinden daha fazla gaza getiren birsey yok.
" orospu kari.." diyorum. sigarasinin atesini gostermeden cakan sedat afalliyor. "efendim abi?" yok bir sey, diyorum. gokyuzunde ne cok yildiz var. kimi parlak kimi urkek, kimi yalniz degil sanki burda. icimizde ne cok hirsiz var sedat, diyorum. biri aldi beni goturdu; satti hem de yok pahasina...
sedat icli cocuk. can cocuk. anliyor falso durumu. bosver cavus diyor. ne guzel yasiyorsunuz siz be.
nesi guzel sedat lan? boka donmusum bakma sen bana.. icim aciyor ya, nasir tuttuk burda.
sedat, onune bakiniyor, utana sikila soruveriyor. "optun mu abi onu?" diyor. opmek?
sedat saf cocuk. anlatamazsin yasadiklarini simdi nasil anlatacaksin; degil opmek. "optum" diyorum. "elini falan tutuyorsun cavus ne guzel" diyor.. el?
sedat da icleniyor. "sen anlat sedat" diyorum. hem kafam dagilsin, mna kodumun kızını dusunmeyim. hem de bir sigara yakiyorum. lark. lark'in muptelasi olmusum burda zaten, bogazlarim olmus zimpara.
sedat ne anlatsin. "nasil tanistin yavuklunla?" diyorum. anlamsiz anlamsiz bakiyor. "nerden anladin cavus?" diyor. belli amina koyyim sedat. bakislarindan belli.
"capa atarken.." diyor. "karsi koyden aslinda"
"ben mintikami capalamistim. baktim bu da az ilerde. gectim sogutun altina, kumanyami yiyecem. kahya geldi, azarladi bunu. kaytariyormus. allah var ya cavus, kaytariyordu hakkaten'... guluyor sedat. inci gibi disleri parildiyor ankara'nin ayazinda.
bir nefes cekiyorum. avucumun icinde sakliyorum yanan ucunu. devriyenin en sevdigi saatler bunlar. manyak komutanin tekidir nobetci, paldir kuldur cikiverir bir yerlerden. nobette sigara icerken gorurse bok yoluna gitmeyelim..
"eee sedat; sonra?"
"baktim kahya buna cok kiziyor, bunun da capa atmaya niyeti yok, vardim yanina.. ver dedim capayi, sen git otur orda, ben capalarim hemen"..
vay be sedat. sovalye ruhuna kurban senin. "helal" diyorum. hosuna gidiyor sedat'in istanbulludan takdir gormek. mutlu oluyor.
sonra anlatiyor sedat. kayserili karsi koyden kizla nasil sehre indiklerini gizli gizli. nasil sehrin tek alisveris merkezinde kacak gibi dolastiklarini. karsisindaki parkta nasil oturduklarini. ve orda elinin nasil eline degdigini. "elim degdi cavus, icim yandi cayir cayir.."
bay be sedat.. ne yozlasmisim ben, nasil yuzume carptin be sedat.. eli eline degmis sedat'in. sedat ne cok sevmis meger. ben ne zavalliyisim selin'i severken ve hala ona uzulurken be sedat. sen ne kadar cok zenginmissin be sedat.
"ee artik dugune cagirirsin" diyorum. umutsuzca yere bakiyor sedat. yok diyor. babasi vermezmis. niye sedat? is yok cavus diyor. adam benim gibisine vermez.
kacir ulan kizi o zaman, diyorum. ciddiyim bu dedigimde. sovalye sedat, kizi mi kaciramayacak.
"yok" diyor. "kiz ben kacmam diyo"
"nasi?"
"ben kacmam. babamdan iste; diyo"
"eee babasi vermiyormus.."
"heee, ben de oyle diyorum. baban vermio ki diyorum. o zaman kacmam, git iste, verirse verir diyo"..
kalakaliyorum oyle. ne denir ki? ben pahali hediyeler almayi bilirim ancak, baska turlusune kafam basmaz..
"bize mutluluk uzak cavus..." diyor sedat. "bizim yasadigimiz, yasayacagimiz bu kadari iste..."
Üç tane karalti geliyor karsidan. İkisi uykusundan hala uyanamamış iki çocuk, yanlarında cephanelik onbaşısı. İyi nobetler deyip ayrılıyoruz nöbet yerinden. Sedat "iyi geceler çavuş" diyor, "yarın devam ederiz". Yarına ulaşmak için uykuya gidiyor koğuşına. ben dışarda kalıp ufka bakiyorum.
24 Ocak 2014 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder